BAKIRKÖY 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

16 Nisan 2026

BAKIRKÖY 13. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

İstanbul merkezli bir teknoloji şirketi ile Avrupalı bir yatırım konsorsiyumu arasında yıllardır süren ve uluslararası yatırım çevreleri tarafından yakından izlenen davada kritik bir aşamaya gelindi. Bakırköy 13. Asliye Hukuk Mahkemesi, dün görülen duruşmada, Türkiye'nin en büyük veri merkezi projelerinden birinin finansmanıyla ilgili sözleşmenin ihlali iddiasıyla açılan davada kararını açıkladı. Mahkeme, yabancı konsorsiyumun sözleşmeyi haksız yere feshettiğine hükmederek, Türk şirketinin tazminat talebini kısmen kabul etti. Bu karar, Türkiye'deki uluslararası ticari sözleşmelerin hukuki bağlayıcılığı ve yabancı yatırımcıların hak ve sorumlulukları konusunda önemli bir emsal teşkil etme potansiyeli taşıyor.

Dava süreci, 2022 yılında Avrupalı yatırımcı grubunun, Türkiye'deki düzenleyici ortamda yaşanan değişiklikleri gerekçe göstererek 2021'de imzaladıkları kapsamlı yatırım ve finansman anlaşmasından aniden çekilmesiyle başlamıştı. Türk teknoloji firması, bu çekilme kararının ardından projenin durması nedeniyle uğradığı milyarlarca liralık gelir kaybı ve yapılan masrafların tazmini için 2023 yılında hukuki yollara başvurdu. Dava dosyası, uluslararası ticaret hukuku ve sözleşmelerin yorumlanmasına ilişkin karmaşık teknik detaylar içeriyordu. Yargılama boyunca her iki taraf da kendi pozisyonlarını desteklemek üzere uluslararası finans ve hukuk uzmanlarından oluşan geniş bir bilirkişi heyetinin raporlarına dayandı.

Bakırköy 13. Asliye Hukuk Mahkemesi, dün açıkladığı gerekçeli kararında, davalı Avrupa konsorsiyumunun sözleşmeden çekilme gerekçelerinin yetersiz olduğuna ve sözleşmenin esaslı hükümlerini ihlal ettiğine karar verdi. Ancak mahkeme, davacı Türk şirketinin talep ettiği tazminat miktarında indirime gitti. Kararda, yatırımcı grubunun dile getirdiği bazı piyasa risklerinin ve düzenleyici belirsizliklerin tamamen göz ardı edilemeyeceği, bu nedenle her iki tarafın da müterafik kusurlarının olduğu bir sonuca varıldığı belirtildi. Bu durum, mahkemenin sözleşme sadakatini korurken, piyasa koşullarının olağanüstü değişimlerini de dikkate alan dengeli bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir.

Karar, hem yerli hem de yabancı iş dünyasında farklı yankılar buldu. Türk şirketinin avukatları, kararın sözleşme hukukunun üstünlüğünü teyit ettiğini ve bunun bir zafer olduğunu belirtse de, tazminat miktarının beklentilerinin altında kalmasının hayal kırıklığı yarattığını ifade etti. Davalı konsorsiyumun hukuk ekibi ise, mahkemenin kendi endişelerinin bir kısmını geçerli bulmasından memnuniyet duyduklarını, ancak ana hükme katılmadıklarını ve kararın ayrıntılı bir incelemesinin ardından bir üst mahkeme olan Yargıtay nezdinde temyiz hakkını kullanmayı değerlendireceklerini açıkladı.

Hukuk uzmanları, bu davanın sonucunun, 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu çerçevesinde Türkiye'ye yatırım yapmayı planlayan uluslararası fonlar için önemli bir referans olacağını vurguluyor. Karar, bir yandan Türkiye'de imzalanan sözleşmelerin sağlam bir hukuki zemine oturduğu mesajını verirken, diğer yandan olası uyuşmazlıklarda mahkemelerin tarafların karşılıklı yükümlülüklerini ve piyasa dinamiklerini detaylı bir şekilde analiz ettiğini ortaya koymaktadır. Önümüzdeki dönemde davanın temyiz sürecine taşınıp taşınmayacağı ve Yargıtay'ın bu konudaki nihai içtihadının ne olacağı, Türkiye'nin yabancı yatırım ikliminin geleceği açısından belirleyici olacaktır.

Kaynak: hurriyet

Yayın

The World Dispatch

Kaynak: World News API