ADANA 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ

16 Nisan 2026

ADANA 18. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ HAKİMLİĞİ

Türkiye'nin adli yargı sisteminin temel taşlarından olan asliye hukuk mahkemeleri, vatandaşların özel hukuk alanındaki uyuşmazlıklarının çözümünde merkezi bir rol oynamaktadır. Bu mahkemeler, mülkiyet haklarından alacak verecek davalarına, miras konularından kişilik haklarına kadar geniş bir yelpazede, kanunla özel olarak başka bir mahkemenin görevlendirilmediği tüm davalara bakmakla yetkilidir. Adli teşkilatın en yaygın birimlerinden biri olarak her il ve birçok ilçe merkezinde bulunan bu mahkemeler, adaletin vatandaşın ayağına götürülmesinde önemli bir işlev görmektedir. Tek hakimli olarak görev yapan bu mahkemeler, sulh hukuk mahkemelerinin görev alanı dışında kalan tüm özel hukuk anlaşmazlıkları için ana başvuru mercii konumundadır.

Adana Adliyesi, artan nüfus ve dava yoğunluğuna paralel olarak bünyesinde çok sayıda asliye hukuk mahkemesi barındırmaktadır. Bu mahkemelerden biri olan Adana 18. Asliye Hukuk Mahkemesi de, şehirdeki binlerce hukuki anlaşmazlığın çözüme kavuşturulduğu birimlerden biridir. Kentin en büyük adli yapılarından olan Adana Adliyesi'nde, asliye hukuk mahkemeleri numaralandırılarak görev yapar ve her biri, vatandaşlar arasında yaşanan tapu iptali, tescil, tazminat ve benzeri malvarlığı veya şahıs varlığına ilişkin davaları karara bağlar. Bu yapı, davaların daha hızlı ve etkin bir şekilde görülmesini amaçlarken, adalete erişimi kolaylaştırmayı hedefler.

Mahkemelerin işleyişi, somut olaylar üzerinden daha net bir şekilde anlaşılmaktadır. Yakın zamanda Adana 18. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde görülen bir dava, bu durumu örneklemektedir. Mahkeme, 2025/521 esas numaralı dosyası kapsamında, yurt dışında yaşayan bir davalıya yönelik resmi bir ilan yoluyla tebligat yapılmasına karar vermiştir. Dava, bir mülkün mülkiyeti üzerine yaşanan ve taraflar arasında güven ilişkisinin kötüye kullanıldığı iddiasını içeren bir tapu iptali ve tescil talebine ilişkindir. Davacı, ABD vizesi almalarına yardımcı olmak amacıyla davalıların üzerine kaydettiği taşınmazın, şimdi kendisinden habersiz satılmaya çalışıldığını iddia etmektedir.

Söz konusu davada, mahkeme ilk olarak davacının talebi üzerine taşınmazın üçüncü kişilere devrini önlemek amacıyla ihtiyati tedbir kararı almıştır. Bu karar, yargılama sonuçlanana kadar mülkün mevcut durumunun korunmasını sağlamaya yönelik önemli bir adımdır. Davalılardan birinin adresinin yurt dışında olması ve bilinen bir tebligat adresinin bulunamaması üzerine, mahkeme hukuki sürecin işleyebilmesi için ilanen tebligat yöntemine başvurmuştur. Bu usul, davalının dava dilekçesi ve duruşma gününden haberdar edilerek savunma hakkını kullanabilmesi için Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun sağladığı bir imkandır.

Bu davanın ilerleyen sürecinde, ilanın tebliğ edilmiş sayılmasının ardından davalının iki hafta içinde mahkemeye cevap dilekçesini sunması ve delillerini bildirmesi gerekmektedir. Eğer davalı bu süre içinde bir yanıt vermezse, iddiaları reddetme hakkını kaybedebilir ve yargılama mevcut deliller üzerinden devam eder. Bu tür davalar, asliye hukuk mahkemelerinin sadece taraflar arasındaki anlaşmazlıkları çözmekle kalmayıp, aynı zamanda mülkiyet hakkının korunması ve kötü niyetli girişimlerin önlenmesi gibi temel toplumsal fonksiyonları nasıl yerine getirdiğini göstermesi açısından önemlidir. Yargılamanın sonunda verilecek karar, hem tarafların haklarını belirleyecek hem de benzer durumlarda emsal teşkil edebilecektir.

Kaynak: hurriyet

Yayın

The World Dispatch

Kaynak: World News API