İSTANBUL ANADOLU 17. SULH HUKUK MAHKEMESİ
16 Nisan 2026
Türkiye'nin en büyük adliyelerinden olan İstanbul Anadolu Adalet Sarayı'nda görev yapan sulh hukuk mahkemeleri, son dönemde ülke gündemini meşgul eden konut krizi ve kira anlaşmazlıklarının merkez üssü haline geldi. Bu mahkemelerden biri olan İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesi de, artan dava yüküyle boğuşan on binlerce dosyadan sorumlu birimler arasında yer alıyor. Hukuk sisteminde özel hukuk uyuşmazlıklarına bakan ve tek hâkimli olarak görev yapan bu mahkemeler, özellikle kira tespiti, tahliye ve miras paylaşımı gibi vatandaşların günlük hayatını doğrudan etkileyen konuları karara bağlıyor.
Son yıllarda yaşanan yüksek enflasyon ve konut piyasasındaki dalgalanmalar, ev sahibi ile kiracılar arasındaki ilişkileri gergin bir noktaya taşıdı. Hükümetin yaklaşık iki yıl boyunca uyguladığı ve Temmuz 2024'te sona eren yüzde 25'lik kira artış tavanı, anlaşmazlıkları bir süreliğine ertelemiş olsa da, bu kuralın kalkmasıyla birlikte adliyelerin kapısı aşınmaya başladı. Yasal sınırın kalkmasıyla mal sahipleri, emsal değerlerin çok altında kaldığını düşündükleri kiraları piyasa koşullarına çekmek için "kira tespit davası" açma yoluna gitmeye başladı. Bu durum, İstanbul Anadolu Adliyesi'nde bulunan 46 sulh hukuk mahkemesinin iş yükünde benzeri görülmemiş bir artışa neden oldu.
Artan dava sayıları, adalet sisteminin işleyişi üzerinde ciddi bir baskı oluşturmaktadır. 2026 yılı itibarıyla ülke genelinde "kiralananın tahliyesi" konulu dava sayısı 82 bini aşarken, "kira" konulu davaların sayısı 95 bini geçti. İstanbul gibi metropollerdeki yoğunluk bu ortalamanın çok daha üzerindedir. İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesi gibi birimler, her gün onlarca yeni kira ve tahliye dosyasıyla karşı karşıya kalmaktadır. Bu davalar, basit yargılama usulüne tabi olmalarına rağmen, bilirkişi raporlarının hazırlanması, tebligat süreçleri ve duruşma yoğunluğu nedeniyle genellikle 8 ay ile 1,5 yıl arasında sürebilmektedir. Bu süreç, hem kiracılar hem de mülk sahipleri için uzun ve yıpratıcı bir belirsizlik anlamına geliyor.
Mevcut durumda mahkemeler, Türk Borçlar Kanunu'nun ilgili maddeleri ve Yargıtay'ın emsal kararları doğrultusunda hareket etmektedir. Özellikle beş yılını dolduran kiracılar için açılan tespit davalarında hâkimler, sadece Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) oranlarına değil, aynı zamanda taşınmazın durumu, konumu ve çevredeki emsal kira bedelleri gibi birçok farklı kritere göre "hakkaniyet" çerçevesinde yeni bir kira bedeli belirlemektedir. Ancak dava dilekçesinde talep edilen rakamın üzerinde bir bedele hükmedilememesi gibi usul kuralları, davaların seyrini etkileyebilmektedir. Bu durum, mülk sahiplerinin taleplerini belirlerken stratejik davranmasını, kiracıların ise haklarını savunurken yasal dayanaklarını güçlü bir şekilde sunmasını gerektiriyor.
Önümüzdeki dönemde, 2020 ve 2021 yıllarında yapılan kira sözleşmelerinin beş yıllık süreyi doldurmasıyla birlikte, sulh hukuk mahkemelerindeki tespit davası yoğunluğunun daha da artması beklenmektedir. Bu durum, adli mekanizmaların yanı sıra, taraflar arasında uzlaşmayı teşvik eden arabuluculuk kurumunun önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. İstanbul Anadolu 17. Sulh Hukuk Mahkemesi ve benzeri mahkemeler, barınma krizinin hukuki yansımalarıyla yüzleşirken, verdikleri kararlar on binlerce vatandaşın yaşamını doğrudan şekillendirmeye devam edecek ve toplumsal gerilimin çözümünde kilit bir rol oynayacaktır.
Kaynak: hurriyet