Dünya Atletizm Birliği, Türkiye'nin 11 atlet transferi talebini reddetti
16 Nisan 2026
Dünya Atletizm Birliği (WA), Türkiye'nin uluslararası yarışmalarda kendisini temsil etmesi için yaptığı 11 elit sporcunun vatandaşlık değiştirme başvurusunu reddettiğini açıkladı. Aralarında olimpiyat şampiyonu ve dünya rekortmeni isimlerin de bulunduğu atletlerin taleplerinin toplu olarak geri çevrilmesi, Türkiye Atletizm Federasyonu'nun (TAF) gelecek planları için önemli bir darbe olarak nitelendirildi. Karar, Dünya Atletizm Birliği'nin son yıllarda sporcu transferlerini kısıtlamak ve yerel yeteneklerin gelişimini teşvik etmek amacıyla sıkılaştırdığı kuralların katı bir şekilde uygulandığını gösterdi.
Dünya Atletizm Birliği, ret kararına gerekçe olarak başvuruların, Türkiye hükümeti tarafından desteklenen ve devlet tarafından finanse edilen bir kulüp aracılığıyla yürütülen "koordineli bir işe alım stratejisinin" parçası olduğunu belirtti. Birliğe göre bu strateji, 2028 Los Angeles Olimpiyatları başta olmak üzere gelecekteki büyük şampiyonalarda madalya kazanma amacıyla, sporculara yüksek meblağlar içeren sözleşmeler teklif ederek ülke sadakatlerini değiştirmeyi hedefliyordu. WA yaptığı açıklamada, bu tür toplu transferlere izin vermenin, uluslararası müsabakaların güvenilirliğini koruma ve üye federasyonları kendi sporcularını yetiştirmeye teşvik etme gibi temel ilkelere aykırı olacağını vurguladı. Reddedilen sporcular arasında Kenyalı eski maraton dünya rekortmeni Brigid Kosgei ve Jamaikalı 2024 Olimpiyat disk atma şampiyonu Rojé Stona gibi yıldız isimler de bulunuyordu.
Türkiye'nin "devşirme" olarak bilinen yabancı kökenli sporcuları milli takıma dahil etme politikası uzun bir geçmişe sahiptir. Ramil Guliyev, Yasmani Copello Escobar ve Elvan Abeylegesse gibi atletler, geçmişte Türkiye adına Avrupa ve dünya şampiyonalarında ve olimpiyatlarda önemli başarılar elde etmişti. Ancak bu politika, hem yurt içinde hem de uluslararası arenada sıkça eleştirilere konu oldu. Eleştiriler, bu yaklaşımın yerli sporcuların önünü tıkadığı, altyapı gelişimini ikinci plana attığı ve sporun ruhuna aykırı bir "transfer pazarı" oluşturduğu yönünde yoğunlaşıyordu. Dünya Atletizm Birliği'nin bu son kararı, atletizmde ülke değiştirme kurallarının artık daha sıkı bir şekilde yorumlanacağının ve sporcu ile temsil edeceği ülke arasında gerçek bir bağ arandığının açık bir işareti olarak kabul ediliyor.
Bu karar, Türkiye Atletizm Federasyonu için bir dönüm noktası olabilir. Kısa vadede uluslararası madalya hedeflerini zora sokan bu gelişme, federasyonu stratejik bir değişime zorlayacaktır. Transfer yoluyla hızlı başarı elde etme modelinin sürdürülebilir olmadığının görülmesiyle, kaynakların ve ilginin ülke içindeki genç yeteneklerin keşfedilip geliştirilmesine yönelik uzun vadeli programlara kaydırılması beklenmektedir. Bu durum, Türkiye'nin atletizmdeki geleceğinin, dışarıdan gelen sporcular yerine kendi altyapısından yetiştireceği isimlere dayanması yönündeki tartışmaları yeniden alevlendirecektir.
Federasyonun önündeki seçenekler arasında, Dünya Atletizm Birliği'nin kararına Uluslararası Spor Tahkim Mahkemesi'nde (CAS) itiraz etmek bulunsa da, bu sürecin zorlu ve başarı ihtimalinin düşük olduğu değerlendiriliyor. Daha olası senaryo, federasyonun mevcut politikalarını gözden geçirerek altyapıya ve yerli sporculara daha fazla yatırım yapmasıdır. Karar neticesinde, transferi reddedilen sporcular Türkiye adına olimpiyatlar veya dünya şampiyonaları gibi milli takım temsiliyeti gerektiren yarışmalara katılamayacak olsalar da, Türkiye'de yaşayıp antrenman yapmalarına ve kulüp düzeyindeki özel organizasyonlarda yer almalarına bir engel bulunmuyor.
Kaynak: haberler