Trump: İran nükleer silaha sahip olmamayı kabul etti

16 Nisan 2026

Trump: İran nükleer silaha sahip olmamayı kabul etti

ABD Başkanı Donald Trump, İran'ın nükleer silah sahibi olmamayı "çok kesin bir şekilde" kabul ettiğini açıklayarak, uzun süredir devam eden ve son dönemde askeri gerilimle tırmanan nükleer krizde yeni bir döneme girildiğinin sinyalini verdi. Pakistan'ın arabuluculuğunda yürütülen ve son olarak İslamabad'da yapılan yoğun müzakerelerin ardından gelen bu açıklama, uluslararası kamuoyunda temkinli bir iyimserlikle karşılandı. Trump, İran ile bir anlaşma yapmaya çok yakın olduklarını ve Tahran yönetiminin nükleer kalıntıları iade etmeyi de kabul ettiğini belirtti. Anlaşmanın İslamabad'da imzalanması durumunda oraya gidebileceğini de sözlerine ekledi.

İran'ın nükleer programı, on yıllardır uluslararası politikanın en hassas konularından biri olmuştur. Batılı ülkeler ve İsrail, İran'ın sivil nükleer program kisvesi altında gizlice nükleer silah geliştirmeye çalıştığından uzun süredir şüpheleniyordu. Bu şüpheler, 2015 yılında İran ile P5+1 ülkeleri (ABD, Rusya, Çin, İngiltere, Fransa ve Almanya) arasında Kapsamlı Ortak Eylem Planı (KOEP) olarak bilinen nükleer anlaşmanın imzalanmasıyla bir süreliğine yatışmıştı. Anlaşma, İran'ın uranyum zenginleştirme faaliyetlerini sınırlandırması ve uluslararası denetçilere tesislerini açması karşılığında, kendisine uygulanan ekonomik yaptırımların kaldırılmasını öngörüyordu. Ancak, Trump yönetimi 2018'de bu anlaşmadan tek taraflı olarak çekilmiş ve İran'a yönelik çok daha sert yaptırımlar uygulamaya başlamıştı.

Trump'ın anlaşmadan çekilmesinin ardından gerilim giderek tırmandı. İran, buna karşılık olarak nükleer programındaki faaliyetlerini yeniden hızlandırdı ve anlaşmanın getirdiği sınırlandırmaları aşmaya başladı. Son aylarda ise ABD ve İsrail'in İran'a yönelik hava saldırıları ile başlayan ve Hürmüz Boğazı'nda yaşanan gerilimlerle devam eden süreç, bölgeyi geniş çaplı bir savaşın eşiğine getirmişti. Bu süreçte Umman ve özellikle Pakistan, taraflar arasında ateşkese ve diplomatik kanalların yeniden açılmasına yönelik yoğun çaba sarf etti. İslamabad'daki son müzakereler, bu çabaların bir sonucu olarak gerçekleşti.

Trump'ın son açıklamaları, bu gerilimli dönemin ardından bir uzlaşıya varılabileceği umudunu doğurdu. Trump, İran'daki yeni liderlerin öncekilere göre anlaşmaya daha yatkın olduğunu ve iki ay önce kabul etmeye yanaşmadıkları konuları bugün müzakereye açık olduklarını savundu. Ancak, anlaşmanın detayları henüz netleşmiş değil. Müzakerelerde sadece nükleer programın değil, aynı zamanda Hürmüz Boğazı'nın statüsü, İran'ın balistik füze programı ve bölgesel vekil gruplara verdiği destek gibi konuların da ele alındığı biliniyor. İran tarafı ise müzakerelerin başarıya ulaşmasının, ABD'nin aşırı taleplerden kaçınmasına bağlı olduğunu vurguluyor.

Önümüzdeki günlerde müzakerelerin seyrinin nasıl şekilleneceği ve potansiyel bir anlaşmanın tam olarak neleri kapsayacağı yakından izlenecek. Tarafların, on yıllardır süren güvensizliği aşarak kalıcı ve kapsamlı bir çözüme ulaşıp ulaşamayacağı belirsizliğini koruyor. Uluslararası Atom Enerjisi Kurumu'nun (UAEK) yapacağı denetimler ve raporlar, anlaşmanın uygulanabilirliği ve güvenilirliği açısından kritik bir rol oynayacak. Eğer bir anlaşmaya varılamazsa, Trump'ın da ifade ettiği gibi, savaşın yeniden başlama riski devam etmektedir. Bu nedenle, diplomatik çabaların başarıya ulaşması, sadece bölge için değil, tüm dünya için büyük önem taşıyor.

Kaynak: haberler

Yayın

The World Dispatch

Kaynak: World News API